Selman İranlıydı. Zengin bir ailenin çocuğuydu ama Mecusi (ateşperest) dininden rahatsızdı.
Hakikati aramak için evinden kaçtı. Uzun yıllar boyunca Hristiyan rahiplerin yanında kaldı. Ancak gördü ki onların da çoğu dünyaya meyletmiş.
En son duydu ki Arabistan'da bir Peygamber çıkacakmış. Medine'ye kadar geldi. Fakat orada hilekâr bir adam tarafından köle yapıldı.
Yıllarca bir hurma bahçesinde köle olarak çalıştı.
Sonra Peygamberimizi (s.a.v.) Medine’ye geldiği gün tanıdı.
Ona koştu, hürmet etti ve iman etti. Rasulullah, Selman’a baktı ve şöyle dedi:
"Selman bizdendir. Ehl-i Beyt’tendir."
Özgürleşmesi için Müslümanlar el birliğiyle para toplayıp Selman’ı azat etti.
Hendek Savaşı'nda Peygamberimize hendek kazma taktiğini öğreten de Selman’dı.
İlim ve tecrübesiyle, imanıyla İslam'a büyük hizmet etti.
Ömrü boyunca sade yaşadı. Emir olduğu zamanlarda bile bir parça ekmek, bir tas su ile geçindi.
En son vefat ettiğinde, ardında ne mal, ne mülk bırakmıştı.
Sadece dolu bir kalp ve mübarek bir hayat.