Tasavvufta aşk, Allah sevgisinin doruk noktasıdır. Bu aşk mecazi (dünyevi) aşktan farklıdır. Mecazi aşk bir perde, hakiki aşk ise perdenin ardındaki hakikattir.
Gerçek aşık, Allah'ın cemalini görmek için sabreder, aşk ateşiyle yanar ve en sonunda fani olan her şeyi terk eder. Yunus Emre şöyle demiştir:
"Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni."
Tasavvufi aşk, insanı Allah’a doğru çeken, dünyadan koparıp sonsuz huzura erdiren bir yolculuktur. Bu yolculukta aşk, nefsin zincirlerini kırar ve kalbi hakikatin ışığıyla aydınlatır.
Mevlana şöyle der:
"Aşık, aşkı için her şeye razıdır. Aşk, sevenin gönlündeki tüm başka sevgileri silip süpürür."